Sürdürülebilirlik

çevre

Dünyanın bugünkü durumuna bakarak, çevremizle ilgili ortak yaşam kurallarının bugüne dek umursanmamış olması nedeniyle gelecek nesillerin bizi çok ağır bir şekilde yargılayacaklarını varsayabiliriz. Özellikle son yıllarda gündeme gelen iklim değişimi ve bunun bizler ve çevremiz üzerinde oluşturduğu tehdit sonucunda, “sürdürülebilir kalkınma’” kavramı artık sorgulanmaya başlanmıştır. ‘Sürdürülebilir kalkınma’ bugünün ihtiyaç ve isteklerini karşılayan, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını dikkate almayan bir ekonomik anlayışı ve yaşam tarzını seçmek anlamına gelmektedir. Bu durum dünyada yaşayan tüm insanlar için geçerlidir.

Dünyamızda milyarlarca yıl boyunca oluşan fosil yakıt rezervleri; endüstri devriminin sonucu olarak özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlık tarihi boyunca tüketilmediği kadar aşırı tüketilmeye başlanmıştır. Bu tüketim hem çevre kirliliğine hem de fosil yakıtların yanması sonucu atmosfere salınan CO2 ve diğer gazların sera etkisi yaratması sonucu dünya ikliminin değişmeye başlamasına neden olmuştur.

Dünyamızın geleceğine çok büyük bir tehdit oluşturan küresel iklim değişikliğinin önüne geçmek için CO2 salımını azaltmamız gerekmektedir. Dünya enerji devlerinden Vattenfall şirketinin McKinsey’le birlikte yaptığı araştırmaya göre CO2 salımı azaltmanın 27 yöntemi ve bu yöntemlerin yılda azaltacağı CO2 salımı tespit edilmiştir. Bu yöntemler arasında yılda 1,7 Milyar Ton CO2 salımı azaltma ile ısı yalıtımı bu 27 yöntem arasında en önde gelenlerden bir tanesidir.

Enerjinin verimli kullanılması başka ülkelere bağımlı olmamak bakımından da önemlidir. Çünkü bütün dünyada katlanarak artan enerji ihtiyacı ile birlikte enerji tüketim maliyetleri de yükselmektedir.

Özellikle, sınırlı miktardaki fosil yakıtları tasarruflu kullanmak ve çevre kirliliğine neden olmamak gelecek yılların ana gündemini oluşturacaktır. Bu ölçütler yerine getirilirken yaşam konforundan ödün vermemek diğer önemli konudur.İklim değişiminin çevre üzerindeki etkileri, her geçen gün daha da çarpıcı bir şekilde gözlenmektedir. Kalıcı bir iklim korunmasının sağlanmasında, yapılarda ısı yalıtımı tadilatı uygulamaları umut vermektedir. Bu uygulama içinde ısı yalıtımı çok önemli bir yer tutmaktadır.

Türkiye’de, binalarda tüketilen enerjinin maliyeti yılda yaklaşık 10 milyar US$’dır. Isı yalıtımı yapılarak ısıtma ve soğutma giderlerinden sağlanacak tasarrufla bu bedel yarıya indirilebilmektedir. Isı yalıtımının amacı, bina ısısının dışa kaçışını yavaşlatarak ısıtma enerji tüketimini azaltmaktır. Isı yalıtımı daha çok binaların dışa veya garaj, depo gibi kullanılmayan bölümlere bakan duvarlarına yapıldığı gibi, binaların çatılarına ve tesisat boruları ile havalandırma kanallarına da yapılır.

Geleneksel olarak duvarlarda ısı yalıtım uygulaması, çeşitli malzemelerin genellikle duvarlara monte edilmesiyle, binanın dışından, içinden veya iki duvar katmanının arasından da yapılabilir. Dıştan yapılan uygulamalarda ile cephenin tümüne ısı yalıtım malzemeleri sabitlenir. Isı yalıtım malzemeleri; ısı kayıp ve kazançlarının azaltılmasında kullanılan yüksek ısıl dirence sahip özel malzemelerdir. Avrupa standartlarında ısı iletkenlik katsayıları 0,06-0,10 W/m.K’nin altında olan malzemeler, ısı yalıtım malzemeleri olarak tanımlanırlar.

Mantolama adı verilen dış cephe ısı yalıtım sistemleri bina inşa maliyetine artı bir yük katmakta ve ücretleri metrekare başına 30TL ile 50TL arasında değişmektedir. Dış cephe ısı yalıtım sistemleri orta büyüklükteki bir bina için 4 hafta zaman zarfında tamamlanır. Bu süreç, binanın müşteriye teslim süresini uzatarak, mantolama masrafının yanı sıra işçilik masrafını da arttırmaktadır.

Dış cephede ve bina duvarlarının tamamını kaplamadıktan sonra tatmin edici sonuç alınamaz. Sistemin ana ilkesi hiçbir aralık kalmayacak şekilde yapının dışarıdan ısı yalıtım levhaları ile kaplanması olduğu için, bölgesel gerçekleştirilen mantolama işlemlerinde ısı yalıtımı sağlanamamaktadır.

Strafor ya da mantolama sistemlerinin alev direnci oldukça zayıftır. Binada çıkacak olası bir yangın esnasında eriyip özüne dönerler, çok kısa sürede tüm malzeme deforme olur ve yangının büyümesine yardımcı olurlar.

Mantolama, her ne kadar ısı yalıtımı açısından çevresi bir uygulama olsa da, mantolama yapılırken kullanılan PS genleştirilmiş polistren, XPS ekstürüde polistren, elastomerik kauçuk, polietilen köpüğü gibi ısı yalıtım malzemelerinin çoğunun üretim süreçlerinde çevresel etkileri oldukça fazladır.

Bunun yanı sıra, unutulmamalıdır hiçbir mantolama sistemi sonsuz ömürlü değildir. Dış cephe ısı yalıtım sistemleri sayesinde dış duvarların iklimsel etkilerin yol açacağı hasarların korunması nedeniyle bina ömrünü uzatması iddia edilir. Fakat mantolama yüzünden havasız kalmış ve rutubete maruz kalmış beton dayanım gücünü önemli ölçüde kaybeder. Ayrıca dış cepheye uygulanan malzemede zamanla panellerin genleşme etkilerinden dolayı çatlak görünümler oluşur ve bu da zamanla binanın hasarlı bir görünüm almasına neden olur. Ömrünü yitiren bu bina dışı malzemeyi sökmek veya tamir etmek ilk uygulamasından daha zahmetli ve daha masraflıdır. Dış faktörlerden dolayı aşınan, ömrünü tamamlayan mantolama sistemleri, atık malzeme şeklinde doğaya dönmekte ve çevreye yük olmaktadırlar. IZODUO uygulamasında ise yalıtım malzemesinin yapı elemanının bünyesinde yer almasından dolayı, ömrü bina ömrü ile eş değer olan ısı yalıtım sistemi, her türlü iklime ve koşula dayanıklılık göstermektedir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü aracılığıyla hükümetler ölçeğinde, karbondioksit başta olmak üzere, küresel sera gazı salımlarının tehlikeli seviyelere ulaşmaması için farklı çözümler ortaya koyulmaktadır. Bu çözümler, sera gazı salımlarının azaltılması, iklim değişikliğinden kaynaklanan risklere karşı direncin arttırılması ve bunlara karşı önlem alınması amacıyla kurgulanmakta ve uygulamaya konmaktadır.

ANDGRUP, ANDBLOK iştiraki ile mevcut dış cephe ısı yalıtım sistemlerinde yukarıda bahsedilen sorunların bilincine varıp, inşaat sektöründe devrim yaratacak, yüksek yalıtım özellikli yapı elemanı geliştirmiş olup bu yapı elemanları ile ülkemizde binalarda yakıt sarfiyatını %80 oranında azaltmaya katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. IZODUO Yapı sektörünün sürdürülebilir ilkeler ışığında gelişmesine ve dönüşmesine katkıda bulunmak ve ülkemizdeki çarpık, deprem ve doğal afet riski taşıyan, enerji verimsiz yapılaşmanın kentsel dönüşümü sürecine katkıda bulunarak sürdürülebilir bina ve yerleşkelerin yaygınlaşmasını hedeflemektedir.

Bu girişim ile çevreye atık malzeme yükü getiren mantolama sistemlerini devreden çıkaran, yüksek dayanımlı, uygulaması kolay yapı elamanlarının üretimi sağlanacaktır. IZODUO inşaat sektöründe modüler olarak kullanılabilecek, kendinden yalıtımlı, üretimde ve uygulamada çevre dostu yapı elemanları ile binalardaki yalıtım masraflarını düşürecek ve toplumun her kesiminin enerji verimliliğine ulaşmasını ve konforlu yaşam sürmesine yardımcı olacaktır.

Söz konusu ürünün geliştirilmesinden pazara girmesine kadar çeşitli basamaklarda farklı sorunlarla karşılaşılmıştır. Ürünün geliştirilmesi sürecinde, özellikle yapı bloğunun harcındaki çimento muhteviyatını azaltmak, üretim maliyetini düşürmek ve çeşitli atık malzemeleri tekrar kullanım döngüsüne sokabilmek amacıyla çeşitli harç denemeleri yapılmıştır. Geliştirilmek istenen karışımın hem çevresel etkisinin az olması hem de çeşitli fiziksel özellikleri sağlaması gerekmektedir. İstenilen özellikleri tutturmak, bu sırada da çevresellikten ödün vermemek için sayısız denemeler gerçekleşmiştir. Yoğun ARGE çalışmaları neticesinde sadece %15 çimento bulunan, buna karşılık içerdiği termik santral atığı kömür cürufuna değer katan, maliyeti düşük, yüksek fiziksel özellikli malzeme açığa çıkmıştır. Tüm bu ARGE süreçlerinde uygulama TÜBİTAK tarafından desteklenmiştir.

Ürünün geliştirilmesinden sonra piyasa arzında da çeşitli sıkıntılar yaşandı. Bu sıkıntıların başında pazardaki algıyı kırmak geliyordu. Türkiye’de inşaat sektörü yeniliklere çok açık değildi. Geliştirilen ürün her laboratuar ortamında kendini ispatlamasına rağmen, kullanıcılar hali hazırda ısı yalıtımı için uygulanan yöntemleri değiştirmeye istekli görünmüyordu. Bu aşamada ANDGRUP yoğun bilgilendirme etkinlikleri düzenleyerek piyasanın bu algısını kırmaya başladı. Tüm görsel medyada, geliştirilen ürünün hem uygulayıcıya hem de kullanıcıya olan avantajları anlatıldı. Uygulama neticesinde sürdürülebilir kentlerin oluşturmak adına, çevresel yalıtım sistemlerine sahip binaların ekonomik şartlarda inşa edilebileceği vurgulandı

Konu üzerinde yapılan analitik hesaplara göre, iyi bir ısı yalıtımı ile enerji tüketiminden %70-80 tasarruf sağlamak mümkün görünmektedir. Basit bir ısı yalıtımı durumunda ise bu kazanç yaklaşık % 50 düzeyindedir. Yine, iyi bir yalıtım ve enerji yönetimiyle 150 kWh/Yıl olan enerji tüketimi 70 kWh/Yıl'a düşürülebilmektedir. Yüksek ısı yalıtımlı yapı malzemesi ile inşa edilen binalarda iklimlendirmek için kullanılan yakıt tüketimlerinde ciddi düşüşler söz konusudur. Binanın yalıtım derecesinin "yetersiz" düzeyden "iyi" düzeye getirilmesi durumunda ısı ihtiyacında % 74,7 gibi oldukça önemli düzeyde bir azalma söz konusudur. Diğer bir deyişle, yalıtım düzeyi yükseldikçe enerji tüketimi azalmakta, yaklaşık % 75 gibi önemli boyutlarda enerji tasarrufu sağlanmaktadır. IZODUO yapı elemanlarının, sektörde kullanılan geleneksel yalıtım uygulamaları ve yapı elemanlarına göre termal iletkenlik katsayı mukayesesi aşağıdaki tabloda sunulmuştur. Buna göre IZODUO mevcut sistemlere oranla daha iyi ısı yalıtımı sunmaktadır.

Tablo 1. Isı iletkenlik değerleri

ANDBLOK’ un patentli yapı malzemesinde ham madde olarak ponza madeni ve termik santral cürufu kullanılmaktadır. Ülkemizde, termik santrallerin sayısı ve bu santrallerin faaliyetleri sonucunda açığa çıkan kömür cüruf miktarı göz önüne alındığında, ANDBLOK üretimi ile katma değeri artan bu atık malzemenin ülke ekonomisine katkısı oldukça yüksektir. Benzer şekilde Türkiye’de bolca bulunan ponza taşının, nitelikli yapı elemanına dönüşümü neticesinde bu minerale ciddi bir katma değer sağlanmaktadır.

IZODUO üretim sürecinde, geleneksel yapı malzemeleri ile karşılaştırıldığında oldukça çevrecidir. Üretim esnasında elektrik kullanımı düşük düzeyde olup, açığa çıkan tüm atık malzemeler tekrar üretim hattına katılmaktadır. Ayrıca üretim sürecinde fırın kullanımı olmadığı için baca gazı problemi de yaşanmamaktadır. Üretim tesisi için Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun alınmasına gerek olmadığı ilgili devlet kurumları tarafından belgelenmiştir. IZODUO, barındırdığı kömür cürufu ile termik santral atıklarını da değerlendirerek, termik santrallerin çevresel etkilerini azaltmaktadır.

Doğa dostu beton karışımı ve EPS’ den meydana gelen kompozit yapı elemanları binalarda yüksek ısı, ses ve nem yalıtımı sağlamaktadır. İçerdiği EPS (Expanded Polystyrene, Genleştirilmiş Polistiren), stiren monomerinin polimerizasyonu sonucu elde edilir. EPS hammaddesi içinde bulunan şişirme ajanı, buhar ile bir kalıp içinde genleştirilir ve kalıbın şeklini alması sağlanır. Bu şişirme ajanının (pentan) ozon tabakasına hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Pentan gazı atmosferde parçalanmasını sekiz günde tamamlar.

EPS zehirli değildir; normal atmosfer şartlarında kimyasal reaksiyona girmez. Kloroflorokarbon (CFC), Hidrokloroflorokarbon (HCFC) ve formaldehit içermez. Kyoto ve Montreal protokollerine göre kullanımı çevreye uygundur. EPS bakteriler ve mantarlar için bir besin kaynağı değildir. Üretilen ürünün % 98-99 'u hava, %1-2'si katı maddeden oluşur. EPS üretiminde, benzer ürünlerle kıyasla daha az enerji, dolayısıyla daha az tabii kaynak tüketilir.

Geleneksel olarak kullanılan yapı malzemeleri şantiyelerde %3 ile %5 arasında fire vermektedir. Bu firenin başlıca sebepleri arasında, boyutsal uyumsuzluk, malzeme taşınması sırasında yaşanılan hasarlar, vb. gibi sorunlar sayılabilir. Geliştirilen yapı bloğu inşaatta detay sorunlara çözüm sağlamakla beraber, kolay uygulama yöntemleri ile inşa sırasında açığa çıkan fire oranını sıfıra indirgemektedir. Söz konusu uygulama örnekleri eklerde sağlanan uygulama videolarından izlenebilir.

Yenilikçi yapı elemanı uygulaması ile yüksek konforlu binaların inşa maliyetleri düşmekte ve böylece toplumun her kesimi için erişilebilir olmaktadır. Bu malzeme ile sürdürülebilir kentlerin uygun maliyetlerde kurulmasına olanak sağlanmaktadır.

Bunlara ek olarak, IZODUO uygulamasının daha ince yapı elemanları ile yüksek ısı yalıtımı sağlaması neticesinde inşaat için alınan mesken alanında toplam oturulabilir alan %0,4 oranında artmaktadır. Dünya nüfusunun her geçen gün daha artmasından dolayı, insanlar başlarını sokabilecekleri ev bulmakta zorlanmakta, gittikçe artan bu talep doğrultusunda da ev fiyatları daha da pahalılaşmaktadır. IZODUO kullanımı daha fazla oturulabilir alan sağlamakta ve arazi mesken için en verimli şekilde değerlendirilebilmektedir.

Geliştirilen kendinden yalıtımlı yapı elemanı doğal hammaddelerden üretilmektedir. Yapısında radyoaktif ve zehirli maddeler içermemesinin yanı sıra üretim sürecinde de çevreci olması nedeniyle tam bir doğa dostudur. Ayrıca kullanım esnasında şantiyede fire oluşturmaması sebebiyle de çevreye atık moloz bırakmamaktadır.

Neme, yangına ve depreme dayanıklılığı, tuğla ve mantolamadan daha düşük maliyeti ve inşaat süresini kısaltması, diğer yalıtım malzemelerinin aksine bina ömrü süresince kullanılabilmesi ile sürdürülebilir kentlerin oluşumunda büyük katkı sağlamaktadır.